ibrahim kaypakkayanın kemazlim hakkındaki düşünceleri
“1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.
5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye’nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»
10— Kurtuluş Savaşı’nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır.”(Age, s. 140-141)
“1— Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935′lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.
2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB’ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB’nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.
3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye’de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP’nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950′de DP iktidara getirilmiştir.
4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.
5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP’nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP’nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.
6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir.” (Age, s. 149-151)
İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın katledilişinin 20. yılında; Mayıs 1993′te Yeni Dünya İçin dergisi tarafından yayınlanan, Özel Sayı da, yukardaki alıntıların devamında şunlar söylenmektedir:
“İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın eserinin sürdürücüsü olan Türkiye-Kuzey Kürdistanlı Bolşevikler, onun Kemalizm konusundaki görüşlerini değerlendirdikten sonra, şu belirlemede bulunmuşlardır:
<<İbrahim KAYPAKKAYA, Kemalizm adlı broşüründe, bu konuda bütün ’sol’un Kemalizm hayranlığı yaptığı ve M. Kemal’i neredeyse sosyalizm taraftarı gördüğü bir ortamda, M. Kemal’in ve Kemalizmin karşıdevrimci yüzünü ortaya koyarak; Türkiye devrimi için tayin edici önemde olan bu sorunda, çok önemli, olumlu bir ileri adım atmıştır.
O’nun Kemalizm hakkındaki ‘karşıdevrimci’ genel değerlendirmesi, Stalin’in 1927 yılında yaptığı ;
“Kemalist devrim, bir üst tabaka devrimidir; milli ticaret burjuvazisinin bir devrimidir. Bu devrim, (…) aslında köylülere ve işçilere karşı, evet bir tarım devrimi imkanına karşı yönelen, milli ticaret burjuvazisinin devrimidir.” (Stalin, Cilt 9, sayfa 204, İnter Yayınları) şeklindeki en son genel değerlendirmesiyle uyum içindedir.
Ve, İbrahim KAYPAKKAYA’nın Kemalizm değerlendirmesinin özü, savunulması gereken özü budur.>>
Yukarıda aktarılan bölüm, İbrahim KAYPAKKAYA’nın Kemalizm değerlendirmesinde öne çıkarılması gereken esas yöndür. O’nun bu tespiti, Kemalizm konusunda Marksist-Leninistlerle her türden oportünistler arasında çekilen kalın bir ayrım çizgisidir. Kemalizmin “karşıdevrimci” değerlendirmesi, Stalin’in 1927′deki Kemalizm değerlendirmesiyle uyum içerisindedir. Fakat bu, meselenin-esas yönü de olsa- yalnızca, bir yanıdır.
İbrahim KAYPAKKAYA, Kemalizmin yalnızca karşıdevrimci olduğu tespitini yapmamıştır. O, bunun ötesinde Kemalizmin Türk olan komprador burjuvazi ve toprak ağalarının ideolojisi olduğunu, Kemalist hareketin Kurtuluş Savaşı içerisinde, esasta Türk olan komprador burjuvazi ve toprak ağalarının hareketi olduğunu belirtmiştir. Bu türden bir değerlendirme Lenin ve Stalin tarafından yapılmamıştır. Burada bir sorunun bir değerlendirme farkının varlığı bir olgudur. Bu çelişki görmezlikten gelinemez. Ancak bu yine de ikincil bir sorundur. Belirleyici olan, kemalist iktidarın, devrimin yıkması gereken hedef olarak konmuş olduğudur. İbrahim KAYPAKKAYA KK-T’de bu gerçeği ilk defa ortaya koyan bir Marksist-Leninist olmuştur. Kemalizm konusunda onun ‘ilerici’, ‘devrimci’liğinin, ‘antiemperyalist’liğinin sınırının ne olduğunu İbrahim KAYPAKKAYA ortaya koymuş, bu karşıdevrimci ideoloji-siyaset-pratiğin yüzünden maskeyi çekip almıştır. ”
Burada söylenenlerin özünü iki noktada toparlarsak;
1)İbrahim KAYPAKKAYA, Kemalizmin karşıdevrimci bir çizgi olduğunu; kemalist devlet iktidarının işçilere, köylülere düşman, faşist bir diktatörlük olduğunu çok doğru olarak tespit etmiştir. İbrahim KAYPAKKAYA’nın Kemalizm tahlilinde belirleyici olan öz budur.
2)İbrahim KAYPAKKAYA, kemalist devrimin niteliği konusunda Stalin’in 1927′de yaptığı değerlendirmeyle uyum içindedir. Ancak kemalist devrimin sınıfsal konumunu değerlendirirken Lenin ve Stalin’den farklı tahliller yapmaktadır, bu noktada bir çelişki vardır.
Bolşevikler, Özel Sayı 11′de; ” Burada bir sorunun, bir değerlendirme farkının varlığı bir olgudur. Bu çelişki görmezlikten gelinemez.” diyerek, çelişkiye dikkat çekmişler ve bu sorunu çözeceklerine işaret etmişlerdir. İbrahim KAYPAKKAYA’nın eserini Marksizm-Leninizm’e dayanarak değerlendiren, O’nun hatalarına özeleştirel yaklaşarak aşan, O’nu geliştiren ve doğrularının sürdürücüsü olan Bolşeviklerin önünde bu sorunu araştırıp çelişkiyi çözme görevi duruyordu. Bolşevikler, bu görevin bilinciyle hareket ederek, kapsamlı bir araştırma ve inceleme sürecinin ardından “Kemalist devrim ve Kemalist iktidar hakkında tezler”in doğruluğunu karar altına alarak İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın eserini bu noktada da geliştirdiler.
Bu araştırma ve incelemenin ardından, yukarıda değindiğimiz çelişkide yanılanın İbrahim KAYPAKKAYA yoldaş olduğunu tespit ettiler. Bunun maddi temellerine ilişkin şu belirlemede bulundular:
İbrahim KAYPAKKAYA yoldaş, bir teorik hata yaparak israrla Kemalist devrimin aslında Türk olan kompradorların ve toprak ağalarının devrimi olduğunu savunmaktadır. İbrahim KAYPAKKAYA’nın bu bağıntıdaki teorik çıkış noktası, Mao Zedung Düşüncesi’nin (MZD) bir yanlış yaklaşımıdır. O da şudur: MZD’ye göre, yarısömürge-yarıfeodal ülkelerde karşıdevrimci sınıflar komprador burjuvazi ve toprak ağalarıdır. Milli burjuvazi ise devrim saflarındadır. Şnurof’a göre, Kurtuluş Savaşı’nın başını çekenler “devrimci olmadıkları halde… bu savaşa katılmışlardır.” İbrahim KAYPAKKAYA, bu tespitten, onların komprador ve toprak ağası olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Çünkü ona göre de, yarısömürge-yarıfeodal ülkelerde devrimci olmayan sınıflar bunlardır! İbrahim KAYPAKKAYA, soruna böyle yaklaştığı için, Stalin’in “üst tabaka devrimi” tespitini de “milli ticaret burjuvazisinin devrimi” tespitini de sınıfsal açıdan “komprador burjuvazi ve toprak ağalarının devrimi” olarak okumaktadır. Hatta bunun ötesine geçip onlarda “komprador burjuvazi, milli burjuvazi” ayrımı olmadığı için, “komprador” değerlendirmesi yapmadıklarını iddia etmektedir. Bu iddia yanlıştır. Lenin ve Stalin’de “komprador burjuvazi, milli burjuvazi ayrımı olmadığı için” değil; Onlar, Kemalist devrimi komprador burjuvazinin devrimi olarak değerlendirmedikleri için, bilinçli olarak komprador burjuvazi tanımını kullanmamışlardır.
İbrahim KAYPAKKAYA’nın yaptığı bu hata, Onun Kemalizm değerlendirmesinin özünü etkilemiyen, tali öneme sahip teorik bir hatadır.
İbrahim KAYPAKKAYA’nın, Kemalizm konusundaki eserini geliştiren Bolşeviklerin tezleri EK -I- olarak bu broşürde yer almaktadır.
8 Eylül 2008 Pazartesi
7 Eylül 2008 Pazar
ibrahim kaypakkaya

ibrahim kaypakkaya 12 /
ayaklari ve kollari kesilerek i$kencede oldurulen insan.
(barbie, 02.12.2000 00:29)
#279304 !?
"kentten köye değil köyden kente" anlayışını türkiyeye getirenlerin başında gelir. türkiyede ihtilal yapma potansiyeli daha yüksek olan işçi sınıfını görmezden geldiği için yanılgıya düşmüştür. ama bu onun devrim öncülerinden sayılmasını engellemez tabii...
(uco, 07.01.2003 00:29 ~ 17:53)
#2145289 !?
onu ihbar eden öğretmen 27 yıl sonra(2000) tikko tarafından öldürülmüştür.
(uco, 22.01.2003 00:20)
#2227352 !?
kardesi ali ekber kaypakkaya üniversite dönemi boyunca abisinin izinden gitmis, üniversiteden sonra baglamayi birakip gitara baslamis, cankaya belediyesi'nde ise girmistir.
(putperest, 17.03.2003 15:53)
#2521357 !?
"ankara'ya kesildi yolum
orada çevrildi hep sağım solum
ne yapsalar yıkılacak bu zulüm
işte geldik oğul bizim illere
anadolu'ya"
demiştir babası arkasından.
(uco, 13.06.2003 01:17 ~ 01:23)
#2958525 !?
yarali halde yakalandiktan sonra o karda kista neredeyse bi ilden digerine yurutulerek baslayan iskenceler yaklasik 3 ay boyunca surmustur (o kadar agir iskenceler ki her gun bir parmagi kesilmekten tutunda vucudunda acilan yaralardan iceri tuz dokup yarayi kapatmaya kadar). lakin o genc bedenine ve yuregine ragmen ser verip sir vermemistir. boylesine bi inanc ve irade abidesidir. buyuk saygiyi hak etmektedir.
(mission complete, 23.08.2003 04:01 ~ 15.09.2006 21:11)
#3257152 !?
1949'da doğdu. istanbul üniversitesi fen fakültesi matematik-fizik bölümünde okudu.
18 mayıs 1973 tarihinde, 4 ay süren işkence sonrasında tek kelime konuşmadan can vermiştir.
(uco, 12.11.2003 20:07)
#3571497 !?
(bkz: kizil siyasi iktidar)
(in cold blood, 12.11.2003 20:14)
#3571523 !?
kızılırmak'ın gidenlerin ardından albümünde bulunan, ibrahim'e adlı parçada mevzubahis olan ibrahim yoldaş.
(antimatter, 15.02.2004 00:29)
#3888283 !?
(bkz: 18 mayısı unutamam)
(uco, 07.04.2004 21:43)
#4060903 !?
gizemli ve ilkeli bir onder. zayif karakterlilerin ismini duymak istemedigi kisilik.
(aris, 29.05.2004 03:41)
#4476643 !?
(bkz: kırmızı gül buz içinde)
(caturanga, 29.11.2004 19:40)
#6393799 !?
her yönüyle diğer gençlik önderlerinden* bariz bir biçimde ayrılan tkp-ml kurucusu.istanbul'da öğrenci olduğu vakitler birçok sefer kalkıp doğu anadolu köylerine, nahiyelerine gitmiş, birtakım sosyolojik çalışmalar yapmıştır.bu araştırmaların yanında köylülere işlerinde yardım etmiş, gönüllü olarak toprakta çalışmıştır.bulunduğu her yerde köylülerce çok sevilmiş, sayılmıştır.yaptığı bu sosyolojik çalışmalarda kuru kuru şeyler değildi; konunun tam bir bilimsel ismi de vardı ama hatırlayamıyorum şimdi.ama özgün, önceden üzerinde durulmamış bir konuydu.
işte bu noktada ilk defa bir devrimci, sol görüşlü bir insan halka inmiş oldu.uğruna baş koyduğu davaya bir anlık gazla, ulaşılan belli bir bilgi seviyesinde, insan ruhunda vücut bulan muhtelif ihtiras, macera tutkularıyla girmiş değildi.bu bağlamda sol terminolojide kannımca apayrı bir yeri vardır.
yakalandığında ve sorguya alındığında kendisinden arkadaşlarıyla ve örgütle ilgili malumat istenmiş, bu istek karşısında kendisi hiçbir şekilde bu hususlar üzerine konuşmayacağını, konuşturulamayacağını karşındakilere iletmiş, bununla beraber de savunduğu tüm fikirleri ve ideolojisini hiç mi hiç imtina etmeden karşısındakilere iletmiştir.bunların akabinde üç aylık vahşet periyotları başlar.neden üç ay olduğunu biraz düşünürseniz (üç ayda anlatılacak istihbarat bilgilerine sahip olmadığı açıktır) kendisinin nasıl münferit bir insan olduğunu anlarsınız.kesinlikle saygıyı hak ediyor.
(krasotkin, 04.01.2005 14:28)
#6609407 !?
"bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir, bunu unutma..." (bkz: arkadaş z. özger).
(neruda, 07.05.2005 10:28)
#7456932 !?
(bkz: hayatin tanikliginda - iskencede olumun guncesi)
(bkz: nihat behram)
(koseyi donen adam, 14.01.2006 16:08)
#8930698 !?
(bkz: önderimiz ibrahim, ibrahim kaypakkaya)
(loststone, 14.01.2006 16:11)
#8930716 !?
(bkz: ibo, haydar, zülfikar, namludadır iktidar)
(loststone, 14.01.2006 16:11)
#8930718 !?
(bkz: http://www.paolodorigo.it/melsm.gif)
resimde de görülebileceği üzere, italyan komünistlerce de tanınmaktaydı. (üstten ikinci sıra, soldan dördüncü sütun)
(fredi, 08.03.2006 16:52 ~ 16:59)
#9239330 !?
direncin karşısında zulm edenin bir naçar, bir çaresiz kaldığı; halka bağlılık ve inancın karşısında işkencenin gücünü pek alâ yitirdiğini gösteren bir hayat. oniki mart dönemindeki ölümüne direnişiyle efsaneleşerek yeşerip palazlanan bir gururlu dağ çiçeği.. yelesine el sürülmez bir asi küheylan. ser verip sır vermez bir yiğit..
(native, 13.03.2006 09:52)
#9260358 !?
(bkz: ali haydar yıldız)
(keyifadami, 17.05.2006 14:42)
#9552159 !?
1949 yılında çorum alaca’da doğdu.tkp/ml kurucusu.hasanoğlan öğretmen okulu’nda, çapa yüksek öğretmen okulu ve iü fen fakültesi matematik-fizik bölümü’nde okudu.fkf çapa şubesi’nin kuruluşuna katıldı.1968 yılında tip eminönü ilçe teşkilatına üye oldu.ant ve türk solu dergisi yazı kurulunda bulundu.amerikan 6.filosunu protesto eylemlerine katıldı.mdd-sd tartışmalarında önce sd sonra mdd tezini benimsedi.tip’ten ihraç edildi.doğu perinçek liderliğinde bir oluşum olan pda -tiikp içinde yer aldı.daha sonra bu hareketten ayrılarak arkadaşlarıyla tkp/ml’yi kurdu.24 ocak 1973’te tunceli kırsalında yakalandı.3.5 ay gözaltında kaldı.18 mayıs 1973’te gözaltındayken öldü.
(frusciantegreenie, 17.05.2006 21:30 ~ 20.05.2006 21:46)
#9553843 !?
"sesimde pırıl pırıl bir güç var
karanlıkta boy atmaya
sessizliği
aşmaya yarayan
ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
tohuma dururlar
yeniden
ve halk, toprağa gömülü
tohuma durur bir yerde
buğday nasıl
filizini sürer de
çıkarsa toprağın üstüne
güzelim kırmızı elleriyle
sessizliği burgu gibi deler de
biz halkız, yeniden doğarız
ölümlerde" *
hapishanede öldürülüşünün üzerinden 33 yıl geçen kavga destanı, direniş sembolü devrimci önder.
"sır vermeden ser veriyor seve seve
böyle can veriyor ibrahim yoldaş"
(saryade, 18.05.2006 15:18 ~ 19.05.2007 09:02)
#9557011 !?
ismi duvarlara yazılasıca.
(uco, 18.05.2006 19:02)
#9558133 !?
ölümünün 33. yılında 78 liler derneği ve babası ali karakaya (!) tarafindan dosyasının yeniden açılması ve bilgi edinme yasası çerçevesinde içişleri bakanlığı'ndan kaypakkaya'nın öldürüldüğü tarihlerde askeri tutukevinde görevli tüm resmi-sivil güvenlik ve istihbarat görevlilerinin kimliklerinin bildirilmesi istenmiş ve bu amaçla taksim postahanesinden içişleri bakanlığına dilekçe postalanmıştır.
(frusciantegreenie, 20.05.2006 21:34)
#9567228 !?
çorum'da kırsalı gezerek yazdığı "çorum ilinde sınıfların tahlili" adlı bir çalışması da mevcut olan kişi.
(dehri, 20.05.2006 21:56)
#9567305 !?
12 / 2 >>
copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
